Zaman

Ne değerli anılarınız var yaşam boyu biriken.

Çocuğunuzun ilk patiğini sakladınız değil mi?

Yirmi sene sonra sandığın içinde birşeyler ararken karşınıza çıkıverdiğinde hayretle bakakaldınız. Ne kadar küçükmüş! Özenle tekrar yerine kaldırdınız. Odadan çıkarken komodinin üzerindeki bebeklik fotosuna ilişti gözleriniz. O tombul, yumuşacık yanaklardan şimdi fışkırırcasına çıkan sakallar geldi aklınıza. Ne güzel bir foto. Bir gülümseme ile çıktınız odadan, ne aradığınızı çoktan unuttunuz.

Sonra belli belirsiz bir hüzün çöktü omuzlarınıza. Biliyorsunuz ki hepsi zamanla solup yok olacak bu anlarınız, anılarınız.

İlkokula başladığınız gün okul kapısında annenizle çekilmiş bir foto. O anı ne kadar da net hatırlıyorsunuz. Huysuzlanmış, poz vermek istememiştiniz babanıza. Ya üniversite mezuniyetiniz?.. Askerlik anılarınız da daha dün gibi aklınızda. İlk işe başladığınız gün, ilk arabanız, ilk sevgiliniz, daha sonrakiler…

Hepsi, ama hepsi nasıl da değerli.

Böylesi bir değer nasıl olur da yok olur?

Zaman, elindeki palayı nereye vurduğunu önemsemeyen bir Amazon yerlisinin duyarsızlığıyla, arkadan gelenlere yolu açmak için herşeyi tüketiyor, yok ediyor.

Ne kadar acımasız, ne kadar merhametsiz bu “zaman”.

Dr. Ufuk Akyol

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*