1. /
  2. Hikaye & Öykü
  3. /
  4. Merhaba yaşam, merhaba dünya

Merhaba yaşam, merhaba dünya

20 Şubat 2012

Yeni, Yepyeni Bir Başlama Çizgisinde…

Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri herşeyden habersizdi. Haftalar birbirini izledikçe onlar da geliştiler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya başladı. Bu arada çevrelerinde olup biteni de fark etmeye başladılar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları arttı. İkiz kardeşler hep aynı şeyi söylüyorlardı:

“Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? Yaşam ne güzel şey be kardeşim!”
Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyuldular. Öyle ya, yaşamın kaynağı neydi? İşte bunu araştırırken, karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıktı. Bu kordon sayesinde, hiçbir zahmet çekmeden, güven içinde beslenip büyütüldüklerini anladılar.

“Annemizin şefkati ne denli büyük! Bize bu kordonla gereksinimimiz olan herşeyi gönderiyor.”
Artık aylar birbiri ardına geçiyor, ikizler hızla büyüyor, diğer bir deyişle “yolun sonu”na yaklaşıyorlardı.

İkiz kardeşler bu değişiklikleri şaşkınlıkla gözlemlerken, bir gün gelip bu güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başladılar. Dokuzuncu aya yaklaştıklarında, bu işaretleri daha güçlü hissetmeye başladılar.

Durumdan telaşlanan ikizlerden biri diğerine sordu:

“Neler oluyor? Tüm bunların anlamı nedir?”

Öteki daha sakin ve aklı başındaydı. Üstelik, bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş dünyayı arzuluyordu. İkiz kardeş yanıt olarak “Tüm bunlar, bu dünyada daha fazla kalamayacağız anlamına geliyor” dedi ve ekledi:

“Buradaki yaşamımızın sonuna yaklaşıyoruz.”

“Ama ben gitmek istemiyorum” diye haykırdı kardeşi. “Hep burada kalmak istiyorum.”

“Elimizden gelen birşey yok. Hem, belki doğumdan sonra da yaşam vardır.”

“Bize yaşam sağlayan kordon kesildikten sonra bu nasıl olanaklı olabilir ki?” diye yanıtladı öteki. “Bize yaşam veren kordon kesilirse nasıl yaşamda kalabiliriz, söyler misin bana?

Hem bak bizden önce başkaları da buraya gelmiş ve sonra da gitmişler. Hiçbirisi geri gelmemiş ki bize doğumdan sonra yaşam olduğunu söylesin. Hayır, bu herşeyin sonu olacak.”

Tüm bunları söyledikten sonra ekledi: “Hem, belki de anne diye birşey de yok!”

“Olmak zorunda” diye itiraz etti kardeşi. “Buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz, nasıl yaşamda kalabiliriz ki?”

“Sen hiç anneni gördün mü?” diye üsteledi öteki. “O belki de yalnızca zihinlerimizde var. Bir annemiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belki de biz uydurduk.”

Böylece, anne rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçti.

Sonunda doğum anı geldi, çattı. İkizler dünyalarını terk ettiklerinde gözlerini başka bir dünyaya açtılar ve sevinçten, avazları çıktığınca ağlamaya başladılar.

Çünkü gördükleri manzara düşlerinin bile ötesindeydi.