Acıyla yüzleşme yolları

Gözyaşları içinizdeki olumsuz duyguların bulduğu çıkış yoludur..

Gün gelir hepimiz kayıplar yaşarız. Zaman zaman bir sevdiğimizdir bu, zaman zaman ise sağlığımız ya da işimiz… Önemli olan elimizdeki seçeneklerin, hatta umudun bile yok olup gittiği bu anlarda vazgeçmemek, daha güçlü sarılmaktır yaşama.

Psikolog Patrick Del Zoppo zor günlerimizde bize yardımcı olabilecek kimi ipuçları veriyor. Kendi çarenizi yine kendiniz bulabilirsiniz. Bunun yapmanın yolları ise yazının devamında:

Yas Tutmaktan Korkmayın

Uzmanlar kayıpların ardından bir süreliğine yas tutmanın önemli olduğu fikrinde birleşiyor. Psikolog Del Zoppo da yas tutmanın utanılacak bir yanı olmadığını savunuyor. “Gözyaşlarınız yalnızca kendiniz için üzüldüğünüz anlamına gelmez, aksine bu gözyaşları içinizdeki olumsuz duyguların bulduğu çıkış yoludur” diyor Del Zoppo.

Uzmanlara göre içinizdeki duyguların dışarı çıkması zaman alabilir, önemli olan ise önünde sonunda bunları ifade edebilmenizdir. Del Zoppo, zaman zaman zihnimizin hoş olmayan gerçekleri bilinçaltına iterek kendine bir kalkan oluşturduğunu belirtiyor. Ancak doğal süreç yaşanan trajediyi anlamamıza izin verdiği andan itibaren gerçek duygularımızı açığa çıkarmamız gerekiyor.

Öfkenizin nedenini bulun

“Öfkelenmek çok doğaldır” diyor Del Zoppo ve öfkenin kendimizi daha iyi duyumsayabilmemiz için bize yardımcı olabilecek bir duygu olduğunu belirtiyor. Öyle ki başımıza gelenlere duyduğumuz öfke sayesinde çoğu zaman tüm olumsuz gelişmelerin omuzlarımıza yüklediği ağırlığı daha rahat taşıyoruz. Çoğu zaman da öfkemiz bizim için bir kıvılcım oluyor. Bir süreliğine duyduğumuz öfke sonradan olayları daha net görebilmemizi sağlıyor; yeter ki öfkemizi bastırmayalım ve bu duygunun dozunu kendimize ve başkalarına zarar verecek biçimde kaçırmayalım.

Acıyla Yüzleşin

Ciddi bir kaybın ardından yolumuza çıkan bir diğer engel ise “kabullenmeme” duygusudur. Olanları kabullenmek yerine tüm bunları göz ardı ederek kaçmaya çalışmak sağlıklı bir yol değildir. Amerikan Psikiyatri Derneği sözcüsü Dr. Michael Arnoff bu konuda şöyle diyor:

“İnsanlar olan biteni kabul etmemek için duydukları acıyı başka yollarla dindirmeye çalışıyorlar. Örneğin kilosuna her zaman dikkat eden bir insan yaşadığı kayıptan sonra aşırı yemek yemeye başlıyor.”

Del Zoppo’ya göre ise önce kaybı ya da başarısızlığı kabul etmeden başka bir adım atamıyoruz. Ancak gerçekleri kabullendikten sonra başka çıkış yolları aramaya başlıyoruz.

Yaşamaya devam edin

Acıyı utanmadan dile getirdikten ve kabullendikten sonra eski yaşamımıza geri dönmemiz gerekiyor. Boston Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Bessel van der Kolk’a göre insanların, duydukları acının dışında başka şeylere odaklanmaları eski yaşamlarına dönebilmeleri için büyük önem taşıyor.

Kolk’a göre bunu yapmanın değişik yolları olabilir. Örneğin, rahatlamak için ilgimizi başka yönlere çekecek kitaplar okuyabilir, kendi kendimize terapi sayılabilecek bir günlük tutabilir ya da yeni hobiler edinerek kafamızı dağıtabiliriz. Fiziksel egzersizler yapmanın da terapi gücü olduğunu aklımızda tutmamız gerekiyor.

Kendinize karşı sabırlı olun

İnsanlar çoğunlukla “Bu acı bitecek mi?” diye sorarlar kendilerine. Uzmanlar ise bunun için belli bir süre geçmesi gerektiği konusunda birleşiyorlar. Dr. Michael Arnoff’a göre kişinin kendisini iyi duyumsayabilmesi için yaklaşık olarak altı aylık bir dönemin geçmesi gerekiyor. Ancak bu süre kişinin tutumuna ve çevresinden aldığı desteğin boyutlarına göre değişebiliyor.

Dolayısıyla kendimize karşı sabırlı olmamız gerekiyor. İyileşmenin biraz zaman alacağını ve öteki insanlardan farklı bir iyileşme süreci izleyebileceğimizi kabul etmemiz önem taşıyor. Her aşama kaydedişimiz de kendimize küçük ödüller verebilmeli ve “Hâlâ buradayım, buraya dek gelmeyi başardım” diyebilmeliyiz. Psikolog Del Zoppo, herkesin yeniden yaşama dönmekten mutlu olacağını ve bunu gördüğünde yaşama daha sıkı sarılabileceğini belirtiyor.

Acının sizi yönetmesine izin vermeyin. Ancak bu biçimde, kayıplara karşın yaşamınızı yöneten acı değil de siz olursunuz.

Selin Süer

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*