Sonbahar geldi.. Üşüyorum..

Bir sevgiliye yazılan mesaj…

* * *

Yol kenarlarında sarı yapraklar..
Kimi uçar gider..
Ayrılığına bakmadan kanatlanır..

Kimisi kopmaktan korkar sallanır da yerinde duramaz..
Dalından da kopmaz…

Bir rüzgar eser,
İnsanın içi ürperir ilkin,
Sonrasında alışır bir şırdaş gibi..

Uzak diyarlardan kuşlar uçar göğün en yüksek yerinden..
Sana inat bakmaz ardına..

Bir kanat çırpmak yeter aslında,
Uzunca bir mesafe katetmek için..
Nasıl olsa sırdaş rüzgar yardım etmez mi?
Nasıl olsa ağlamaklı bulut yol vermez mi?…

Noktalar sıralanır da sonu gelmez..
Bir otobanın şeritleri gibi..
Gelir ve aracın altından, sağından, solundan geçer ve gider..

Hissetmezsin, aldırmazsın belki ama sana yolu gösterir gecenin en karanlık seyrinde..

Belki yol ikiye ayrılır.. Sağ ve sol..
Düz gitmen imkansızdır..
Gündüz veya gece. kimin umurunda..

Yolun sonunda ulaşmak varken,
Seyrin yolculuğu keyif vermez mi insana?..

Noktalar sıralanır da sonu gelmez…
Son nokta ulaşılmaz..
Her zaman öncedir harfler, heceler, cümleler, sevgiler ve aşklar…
Ayrılıklar en son gelir.

Dönüşü olmayan bir damladır.. Sürekli düşer..
Ya bir kar tanesi gibi rüzgara kapılır gider, savrulur, aldanır… Ya da bir yağmur damlası gibi dosdoğru yere ulaşır..
Sonuçta iki yol birdir..

Toprağa kavuşmanın sevinci gül fidanında başlar..
Susamıştır. Aşka aç kalmıştır.. Aşk su veya kar tanesinde değil!
Sevdanın ta kendisindedir… Gönüldedir..
En güzel güller gönüllerin sultanında biter, yetişir..

Su damlası veya kar tanesi..
İkisi de bir yolla ulaşmıştır güle..

Toprağında başlar bu kez yolculuk..
Gül fidanının köklerinden çiçektohumuna kadar bin yol vardır..
Biri gülün özü aşka, biri fidanın silahı dikene..

Bir DeliYürek dizisi vardı ekranlarda…
Silah ve gül yan yanaydı..
Gülün özü aşk, silahı dikeniydi..
Aşkın özü sevmek, silahı sadık kalmak…

Elbet yine sonbahar gelecek..
Ve o güzelim çiçek uçup gidecek..

Ya da..
Zamanı gelmeden.. Ayrılmak bir insan aşkı uğruna..
Delikanlının genç kıza verdiği kırmızı gönül gülü..

Koparılmak en verimli en şahane görünümlü zamanında..
Ne hüzündür bu..
En güzel yerinde uyanmak bir rüyanın,
Tatlıyla karışık özlem, hasret, sevmek, sevilmemek….

Kısaca duygunun her deminden hissetmek!

Bilir misin bu duyguyu?..
Sonbaharın, ilkbaharın, yazın-kışın anlamlarını..
Ayrılığı, ayrı kalmayı, özlemeyi, özlem duymayı..
Bilir misin.. Zaman seni almıştı ya en zamansız zamanda,
İlaç olacaktı bana..
Olmadı..
Gittikçe kaybolacaktı..
Kaybolmadı…

Her daim sevginin duygularını yaşamak her rüyada.
Ve her rüyada sonu gelmez anlar..
Sabahın ayazında üşüyerek sarılmak battaniyeye, yorgana..

Üşümek !!
Rüyada bile üşümek..

Bir kar tanesi…
Ve bir yağmur damlası..
İşte fark bu !

Biri en duygusal yerinden vurulur..
Yaralı bir kalptir taşıdığı..

Biri…

Bir şarkı söylenir zamanlı zamansız dudaklarımda..
Bir sen varsın bir ben, neye yarar..

O an durduğumda yaya geçidinde kırmızı ışıkta..
Sevdası sana, sözleri bana ait, içimden geldiğince söylediğim bir şarkı yine dudaklarımda..

Ve bir yağmur damlası düşüyor dudaklarımda, söylerken şarkıda “.. sen ..” diye…
Serin ama soğuk olmayan..

Gözlerim yere takılıyor önce..
yağmur başlıyor ya..
Toprak kokusu yayılıyor ya..
Bir iç çekiyor ya insan..
Anıları tazeleniyor ya..

Ben bir yaya geçidindeyim ve yeşil ışıktan tekrar kırmızıya dönmüş ışık.
Kavuşmaktan ayrılığa dönmüş: Beni kabul etmiyor..

Ve yine yeşil yanar umuduyla bekliyor insan..
Benden başkası yoktu..
Önce elinde siyah poşet olan yaşlıca bir kadın geldi.
Tam yanımda durdu..
Sonra bir aynı yaşlarda bir adam..
Adamın elinde de benzer bir poşet vardı..

Tam aralarındaydım..
Bir şeyler hissediyordum..
Tedirgin oldum..
Bir adım geri çekildim.. Kavuşmaları için..

Yeşil ışık yandı..
Sessizce konuşarak geçtiler karşıya.. Eştiler.. Sevgiliydiler..

Arkadan gelen biri hafiften bana çarpmadan geçseydi karşıya sanırım yine kalacaktım kırmızıda..
Yağmur kandırdı beni.. Sadece bir kaç damlacık dı yayılan yola..

İstanbul du özlediğim.. Şimdi anladım..
Kalabalık..
İstanbul du sevdiğim..

Kimi gözlerini almış senden,
kimi gülüşünü.. Kimi yürüyüşünü..
Sana dair heranımsatmada daha büyüyor sevdam..

Belki ilk aşk, belki ilk yolculuk…
Unutulmaz..
Unutulmamalı..
Sevdalar gelip gitmemeli..

Sevda dediğin bir damla yaştır gözlerde..
Hem sevinci anlatır
Hem hüznü..
Bir sevda gibi..

En güzel gözler ağlamaklı olan gözlerdir ya aslında..
Sevdalı bakandır…

Bir yazıydı yıkıldığım…
En derin bakışlar kalmıştı hayallere..
Küçük bir çocuk nasıl severse şekeri çikolatayı..
Ben de öyle sevmiştim seni..

Şimdi yalnızlığın sevdalısıyım..
Bir ben kalmış geriye..
Bir hayalin,

Bir sen kalmış geriye..
Ve Simuzer kalmış senden bana..

Zafer Sarışahin
20 Eylül 2003, Cumartesi

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir