Bahçedeki öğlen yemeği

Sık sık, kimi insanlarla geçinmenin ne kadar zor ya da olanaksız olduğundan yakınırız. Bu elbette doğru olabilir.

Fakat bu tür insanların çoğu kötü değil, yalnızca ilginçtirler ve eğer onlarla kurduğunuz ilişkilerde onların tüm iyi ve kötü yanlarını bilip ne fazla hoşgörülü ne de fazla sert davranmazsanız, çoğunu kolaylıkla adam edebilirsiniz.

Üstelik bir uşak bunu efendisine yapmayı başarmış. Bu uşak bazen hiçbir şeyi doğru dürüst yapamaz ve böyle durumlarda genellikle olduğu gibi kendi suçu olmayan hatalar yüzünden haksız yere suçlanırdı.

Günün birinde efendisi sinirleri tepesinde eve geldi ve öğle yemeğine oturdu. Çorba ona ya çok sıcak ya da çok soğuk geliyordu ya da hiç birisi. Hem zaten fark etmezdi, çünkü sinirleri tepesindeydi! Bu nedenle tabağı eline alıp onu ve içindekileri, açık olan pencereden asağıya bahçeye attı. Bunun üzerine uşak ne yaptı dersiniz? Bir an bile düşünmeden masaya getirdiği eti, çorbanın arkasından bahçeye fırlattı, sonra ekmeği, şarabı ve en sonunda da üzerindekilerle birlikte masa örtüsünü.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun?” dedi efendisi sinirle ve gözdağı verircesine ayağa kalktı. Fakat uşak sessiz ve sakince yanıt verdi:

“İsteklerinizi yanlış anladıysam beni bağışlayın. Bugün bahçede yemek yiyeceğinizi sanmıştım. Hava sıcak, gökyüzü masmavi ve şu yeni gelişen elmacıklarla, çiçeklerde dolaşan iştahlı arılara bir bakın!”

Artık çorba hiçbir zaman camdan dışarı fırlatılmayacaktı!

Efendisi hatasını anlamış ve güzel bahar gününe bakıp neşelenmişti.

Uşağın bu ince duşünüşüne gülümsemiş ve içten içe, kendisine bir ders verdiği için ona gönül borcu duymuştu.

Johann Peter Hebel
Çeviri: Gökçen Ezber

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir