Bisiklet

Dokuz yaşındaki kızımız Almie Rose bana ve babasına bir bisiklet istediğini söylediğinde Noel’e iki ay vardı. Noel yaklaştıkça Almie Rose’un bisiklet tutkusu yavaş yavaş yok olmaya başladı ya da bize öyle geldi. Bunun üzerine ona son günlerde kız çocukları arasında büyük beğeni toplayan bir bebek ve bebek evi satın aldık, Noel için. Fakat, Noel’den bir gün önce, birdenbire, bir bisikleti olmasını, herşeyden çok istediğini dile getirdi.

Artık çok geçti. Noel yemeğinin hazırlanması, unuttuklarımız için ufak tefek armağanların alınması gerekiyordu ve küçük kızımızın istediği bisikleti seçmek için yeterli zamanımız kalmamıştı. Noel gecesi gelip çatmıştı. Gece saat dokuz olduğunda ise Almie Rose ve küçük kardeşi Dylan mışıl mışıl yataklarında uyuyorlardı. O anda Almie Rose’un düşlediği bisiklet aklımıza geldi. Bir çeşit suçluluk duyuyorduk ve anne baba olarak çocuğumuzu düş kırıklığına uğratmak bizi çok üzüyordu.

Eşim, “Ne dersin, bilmiyorum. Aklıma şöyle bir fikir geldi” dedi. “Kilden bir bisiklet yapalım ve üzerine bu bisikleti verip, yerine gerçek bir bisiklet alabileceğini yazalım.”

Eşimin önerdiği çözüm, benim de çok hoşuma gitmişti. Çünkü kızımız artık büyümüştü ve istediği bisikleti kendisinin seçmesi çok mantıklıydı.

Böylelikle eşim, tam dört saat uğraştıktan sonra kilden minyatür bir bisiklet yaptı.

Noel sabahı, Almie Rose’un kalp biçimindeki armağan paketini açıp, içinden beyaz ve kırmızı renkli kil bisikleti eline almasını heyecanla izledik. Paketten çıkan kil bisikletin üzerindeki notu yüksek sesle okudu, sonra bize döndü:

“Yani babamın kendi elleriyle yaptığı bu bisikleti verip, onun yerine gerçek bir bisiklet mi alabileceğim?” diye sordu.

Bana bakarak sorduğu için, sorusunu ben yanıtladım:

“Evet, yavrum” dedim. “Birlikte mağazaya gideceğiz ve sen bu kil
bisikleti verip, onun yerine yepyeni bir gerçek bisiklet alabileceksin.”

Almie Rose’un gözleri bir anda dolu dolu oluverdi. Ve alt dudağının titreyerek konuştu:

“Ben gerçek bir bisiklet istemiyorum, artık” dedi. “Babamın benim için yaptığı bu güzel bisikleti kimseye vermem ben…”

Eşimle gözgöze geldik. Onun gözleri de dolu doluydu, şimdi.

(Michelle Lawen)

İlk yorumu siz yazın.

Bir Cevap Yazın