Çevrenize Bakınız

Öğleden sonra, dersin bitmesine az bir zaman kalmıştı ve sınıf penceresinden güneş içeriye pırıl pırıl giriyordu. Öğretmen masasının üzerindeki eşyaları bir köşeye ittikten sonra masanın üzerine ilişti.

Yüzünde zarif bir yansımayla bir süre durakladı ve “Ders bitmeden önce dersle ilgisi olmayan fakat çok önemli olduğuna inandığım birşeyi sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi. “Hepimiz, dünyaya öğrenmek, paylaşmak, sevmek, teşekkür etmek ve fedakârlık yapmak için geldik. Hiçbirimiz bu olağanüstü deneyimin ne zaman biteceğini bilemeyiz. Bu güzellik her an elimizden alınabilir. “

“Şimdi hepinizin bana bir söz vermenizi istiyorum. Şimdiden sonra okula gidip gelirken, güzel birşeyin farkına varın. Bu gözle göremeyeceğiniz bir şey olabilir. Mesela bir koku olabilir. Bir evden yayılan taze pişmiş bir ekmeğin kokusu, ya da yaprakları kıpırdatan hoş bir meltemin sesi ya da düşen bir sonbahar yaprağına yansıyan bir sabah ışığı  olabilir. Bu kimileri için çok sıradan, basmakalıp olabilir. Ama bunlar yaşamı dolduran şeylerdir. Yaşamı, dünyayı sevmemiz için konulmuş küçük şeylerdir bunlar. Onları fark etmenin önemini kavramalıyız. Bir gün elimizden alınabilirler.”

Tüm sınıf sessizce onu dinliyordu. Hepimiz kitaplarımızı sessizce alıp sınıftan çıktık. O öğleden sonra eve giderken tüm sömestr boyunca fark ettiğimden daha çok şeyin farkına vardım.

Siz de bir öğle yemeği tatilinde çevrenizdeki güzelliklerin farkına varın. Çıplak ayakla yürüyün.

Güneş batarken deniz kenarında dolaşın, eve giderken bir koca külah dondurma alın. Unutmayalım ki pişmanlık duyacağımız şeyler yaptıklarımız değil, yapamamış olduklarımız olacaktır.

İlk yorumu siz yazın.

Bir Cevap Yazın